Toplumlar, yüzyıllar boyunca biriktirdikleri değerlerle ayakta kalır. O değerler ki, bir toplumun kimliğini, kültürünü ve ruhunu şekillendirir. Ancak günümüz dünyasında bu değerlerin birer birer gözden kaybolduğuna şahit oluyoruz. Peki, neyi kaybettik?
Önce saygıyı kaybettik. Büyüklerimize olan saygı, sadece yaşlarına değil, tecrübelerine ve bilgeliklerine olan hürmeti temsil ederdi. Şimdi ise yaşlılarımız, modern dünyanın koşuşturması içinde yalnızlığa terk ediliyor.
Samimiyeti kaybettik. Eskiden komşuluk, dostluk ve akrabalık birer yük değil, gönül bağlarıydı. Kapılar kilitlenmez, kalpler kapanmazdı. Şimdi ise sosyal medyanın parıltılı dünyasında, insanlar yalnızlığı daha derinden yaşıyor.
Adaleti kaybettik. Hakkın ve hukukun üstünlüğü yerini güçlünün haklı olduğu bir düzene bıraktı. İnsanlar çıkarları uğruna doğrulardan sapar oldu. Merhamet, vicdan ve adalet, çıkar hesaplarının gölgesinde kayboldu.
Dürüstlüğü kaybettik. Söz bir zamanlar senetti. İnsanlar bir söz verdiğinde güvenilirdi. Şimdi ise verilen sözler, yazılı anlaşmalara bile güvenilmez hale geldi.
Ve belki de en acısı, umudu kaybettik. Gençler geleceğe güvenle bakamaz oldu. Hayalleri umutla değil, kaygıyla dolu. Yetişkinler ise geçmişin sıcak anılarına sığınarak bugünü yaşar hale geldi.
Ama hala bir şansımız var. Kayıp değerleri yeniden hatırlamak, onları yaşatmak ve çocuklarımıza miras bırakmak elimizde. Özüne dönen bir toplum, geleceğini yeniden inşa edebilir.
Neyi kaybettiğimizi biliyorsak, onu yeniden bulabiliriz. Başlamak için bir adım yeter.
— Yarkut Sayın

Yorum bırakın