İnsan Doğası Üzerine: Karanlık ve Işığın Dansı
İnsan doğası, iyilikle kötülüğün, ışıkla karanlığın iç içe geçtiği bir denge oyunudur. Bu yazıda, bireyin iç dünyasındaki çatışmalar ve toplumun dayattığı değerlerle olan gerilim, düşünsel bir yolculukla ele alınıyor.
Diğer canlılar içgüdüleriyle yaşar, hayatta kalmak için avlanır, yuvasını korur. İnsan ise sadece yaşamak için değil, daha fazlası için, sahip olmak ve kontrol etmek için de hareket eder. Doğanın sınırlarını zorlar, kaynakları tüketir, ormanları yakar ve denizleri kirletir. Doymak bilmeyen bir iştahla, kendi türüne ve diğer canlılara karşı amansızdır.
Sevdiğine “canımsın” diyen insan, bir an gelir, aynı sevdiğinin canını alacak öfkeye dönüşebilir. Ne oldu bize? Nasıl oldu da sevgiyi en kutsal kelimelerle anlatırken, aynı sevgiyi karanlığa boğar olduk?
Güç ve ihtiras, insanın ruhunu zehirleyen bir iksir gibi damarlarında dolaşır. İnsan, sadece açlığını değil, ihtirasını da doyurmak ister. Savaşlar çıkarır, masumların canını alır, doğayı katleder. Bir avcı gibi değil, bir istilacı gibi yaşar. Ama bu hırsın ve bencilliğin kökeninde ne var? Korku mu? Yoksa tatminsiz bir boşluk mu?
Ve bu nedenle tarih boyunca dinler geldi. İnsanlara bir standard, bir yol, bir ahlak sunmak için. Yaratıcı, insanı dizginlemek, birbirine zarar vermekten alıkoymak için peygamberler gönderdi, kutsal kitaplar indirdi. Ama insanlar… Onlar dini bile kendi çıkarları için eğip bükmekten geri durmadılar. Aynı şekilde yasalar… Adalet sağlamak için çıkarılan kanunlar bile, gücü elinde tutanların ellerinde birer silaha dönüştü.
Ama yine de içimizde bir kıvılcım var. Bizi farklı kılan bir şey daha: Vicdan. O vicdan, bizi insan kılan son kaledir. O olmadan, insan sadece bir gölgeye, bir boşluğa dönüşür. Sevdiğine canını verebilecek kadar güçlü, düşene el uzatacak kadar merhametli, doğruyu savunacak kadar cesur bir yanımız da var. Ama o kıvılcımı söndürmek ne kadar kolay değil mi? Güç, öfke, ihtiras… Hepsi onun üzerine birer perde gibi düşer.
İnsan işte bu iki uç arasında gider gelir. Karar vermeliyiz, hangi yanımızı besleyeceğiz? Karanlık mı yoksa ışık mı? Ego mu yoksa empati mi?
İnsanlar… Kimi zaman bir kurt, kimi zaman bir melek. Hangisi olduğumuzu, yaptıklarımız belirler.
Peki biz, bu karanlıkla ışığın dansında ne taraftayız?
— Yarkut Sayın

Yorum bırakın