Gönül Garı

— Yarkut Sayın

Bir söz düştü ortaya,
Lokomotif niyetine çekti ardına cümleleri.
Kımıldadı vakit,
Raylar boyunca uzanan bir muhabbet katarı gibi.

Evvela aşikâr şeylerden geçildi;
Havanın serinliği, günün telaşı,
Yarım bırakılmış bir haber kırıntısı…
Sonra bir makas değişti fark edilmeden.

Bir vagon çocukluğa saptı,
Bir diğeri eski bir dosta.
Bir başkası, yıllardır üzeri örtülü duran
Bir hicranın peronunda durakladı.

Ne tuhaftır;
Sohbetin kendi iradesi vardır sanki.
İnsan bir mevzudan söz ettiğini sanırken,
Kelam çoktan başka bir hatta girmiş olur.

Bir vakit gelir de dönüp bakarsın geriye:

“Biz ne ara buraya vardık?”

Oysa raylar bilir.
Hangi kelimenin hangi kelimeye iltisak ettiğini,
Hangi hatıranın hangi menzile kapı araladığını,
Hangi suskunluğun sinyal verdiğini.

İnsan dediğin biraz da gardır.
Derûnunda bekleyen nice yük bulunur.
Kimi pişmanlık sandıklara kaldırılmıştır,
Kimi özlem mühürlenmiş vagonlarda taşınır.

Her gelen yolcuya açılmaz kapılar.
Her peronda durmaz gönül trenleri.

Lakin bazen,
Yerini dahi bilmediğin bir söz gelir;
Pas tutmuş sürgüleri aralar,
Unuttuğunu sandığın yükleri gün yüzüne çıkarır.

İşte o vakit başlar tahliye.

Yıllardır taşınan kederler iner birer birer.
Sitemler, ukdeler, yarım kalmış vedalar…
Sessizce bırakılır perona.

Kimi zaman da bunun aksine,
Bir dostun tek cümlesi yük olur insana;
Umut yüklenir vagonlara,
Cesaret yüklenir, itimat yüklenir.

Ve tren yeniden hareket eder.

Ne ilk kalktığı yerdedir artık,
Ne de vardığı menzilde tamamlanmıştır yolculuk.

Çünkü sohbet dediğimiz şey,
Bir mevzudan diğerine savrulan sözler değil;
Bir insanın meçhul kıyılarından geçerek
Bir başka insanın gönül garına varabilmektir. Orada biraz beklemek,
Bir yük bırakmak,
Bir yük almak
Ve aynı ray üzerinde
Bir müddet daha yol arkadaşlığı edebilmektir.

Eşik

Yol zorlaştığında geri dönme,
En dik yokuşlar manzaraya çıkar.
İnsan en çok vazgeçmek üzereyken büyür;
Sabret, kendine ihanet etme.

– Yarkut Sayın

Sabır Sessizdir

“Toprağa gömdüğün acılar, bir gün çiçek gibi açar…
Sabır, en sessiz mucizedir.”

Acılarla yoğrulmuş kalpler, bir gün çiçek açar.
Sabır, büyürken hiç ses çıkarmaz.
Belki de en gerçek mucize, içten içe kabullenmektir.

Yarkut Sayın

Sabırla Büyüyen Umut

Toprak bile sabreder bahara,
Ne fırtına ne don kalır ardında.
Umut, kuruyan dalda değil,
Gövdesine sessizce dönen can’dadır.

Yarkut Sayın

Kökte Bekleyen Umut

Rüzgâr yıkar dalı,
kırar bazen…
Ama umut hep kökte bekler
yeniden yeşermek için.

Bazı kırılışlar, yalnızca dıştan görünür.
Oysa içimizde, derinlerde…
Kökler hâlâ hayattadır.
Ve umut, yeniden filiz vermek için sadece biraz zaman bekler.

Yarkut Sayın

Yarın İçin

Gecenin koynunda umut uyur sessiz,
Karanlık sanma, içinde ışık giz.
Her son bir başlangıç fısıldar bize,
Yeter ki bakmayı bilelim öze.

— Yarkut Sayın

Hayatın Fısıldadığı Cümleler

Hayat, çoğu zaman sessizce öğretir.
Gözyaşıyla sabrı, bekleyişle umudu, yalnızlıkla kendini tanımayı…
En zor anlar bile bir gün anlamlı bir cümleye dönüşür.
Çünkü yaşamak, her şeye rağmen tamamlanmaya çalışan bir cümledir.

— Yarkut Sayın

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑